e-beki Özledim fantastik diyarların güzel melodilerini… Her zaman LOTR izleyip, Tolkien’in romanlarını okumakla da olmuyor… FRP dünyasının tadını veren güzel müzikleri de dinlemek, orta dünyanın tasviri ve görseli güzel lezzetli şölen yemeklerini tatmak gibi oluyor …
RaVenCrow Orlando Ferguson/1893 Galileo Galilei’nin dediğine göre “sen ne dersen de dünya dönüyor” sonuçta. Aslında mesele dünyanın yuvarlak mı, geoid mi yoksa düz olup olmadığı da değil, düz olduğuna inandığı dünyayı yuvarlak kafalara karşı izah …
e-beki Kaostan gelen düzeni “Ordo ab chaos” isteyen şeytani ruh hastalarının bataklık haline getirdiği Ortadoğu’da , zalimler için “Sizi Allah’a şikayet edeceğim” , “Allah’a her şeyi anlatacağım” diyen masum çocukların sözleri yankılanıyor göklerde…İki yaşında daha …
e-beki Ne yöne bakacağını bilemeyenlerdenim ben. “Şimdi” tarafından köşeye sıkıştırıldıkça, kendimin içinde olmaktan sıkıldıkça başlar şaşkınlığım. Bir yöne sarılmanın manasızlığından korkarım, her şeyin acıyla dengelendiği böylesine ince bir düzenin bütün cevapları aynı yere koyacak kadar …
e-beki Susalım lütfen, bir tek an için olsun söylediklerimizi değil birbirimizin göz kırpışını duyabilelim. O bir tek anda bizi saran dehşet gürültüden sadece varlığımızı hissedelim. Acizliğini şiddetine saklayan bağırışlardan, kalleşliğini tatlılığıyla örten seslenişlerden arınalım. Birbirimizin …
e-beki Her şey geçiyor biliyor musun? Duygunun her türlüsü bir tek dakikanın acımasız yavaşlığı içinde eriyor gidiyor ama yine de en yeni olan her zaman en önemli bizim için. Varlığımızı ancak böyle ispat edebiliyoruz çünkü, …
RaVenCrow Bana sonsuz enerjinin resmini çizebilir misin Abidin? İşin kolayına kaçmadan ama…Sonsuz enerji oldukça bizim sırtımız yere gelmez Abidin emmi… RaVenCrow
e-beki Rahmetli Cemil abi penceresinden dünyayı dört gözle seyreden sabırlı bir insandı. Üzerinde hiç değişmeyen hırkasıyla toplumun durumunu, halkın sorunlarını en iyi analiz edenlerdendi. Toplum Mühendisiydi, halkın kuş bakışı krokisini çıkarırdı. İyi bir terzi yardımcısıydı. Tek …
Edmond Rostand Ne yapmak gerek peki?Sağlam bir arka mı bulmalıyım?Onu mu bellemeliyim?Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibiÖnünde eğilerek efendimiz sanmak mı?Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?İstemem!Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?Sonradan görmelere övgüler mi …
MarcoS Havanın griliklerine öyle alıştım ki artık güneşi görmesem de olur der gibiyim. Sanırım öyle oluyor. İnsan alışıyor bir süre sonra. Griliklerle aralanan bulutların arasından güneş göz kırpıp tekrar kayboluyor. Havadan bir ses işitiliyor: Ne …
Hüzün, yalnızlıkla kucaklaşırken umudu körükler. Zihindeki sis perdesi, geçmişin hüzün dolu anılarını canlandırırken, yalnızlık duygusu içindeki boşluğu daha da derinleştirir. Ancak bu karanlık duygu bulutları arasında, bir umut ışığı parlar. Umudun yeşerdiği yer, yalnızlıkla doldurulan kalbin en derin köşeleridir. İçsel bir ses, yalnızlığı sararken geleceğe dair umut dolu hayallerle dolmaya başlar. Hüzün ve yalnızlık, umudun yeşermesi için zemin hazırlar; çünkü umut, en karanlık gecede bile parlayan bir yıldız gibidir, yol gösterici ve ışık saçıcıdır. RaVenCrow
Karanlık bir gece daha geçmişte yerini aldı. Yavaş yavaş gökyüzündeki aydınlık belirmeye başladı, sığınağın dışından rüzgar sesleri ve uğultusundan başka bir ses gelmiyor. Bir nebze olsa da biraz rahatlıyorum fakat kulağım her an teyakkuzda. Gözüm kaleme ve kağıda çarpıyor. Eski günlerdeki gibi şiir yazmak geliyor içimden, geçen hafta yoluma denk gelen yıkık bir yapıdan bulduğum kurşun kalem ve biraz kağıt parçalarına anılarımda yaşadıklarımı şimdiyle birleştirip bir şiir yazdım ;
Martı beyaz kanatlarıyla, Bulutlara süzülür yavaşça. Tozlu hava örtülerini örerken, Aşkın melodisi yankılanır içimde.
Karanlık hava içimizi kaplar, ama Kalbimizdeki aşk bizi aydınlatır. Distopya dünyasında bile, Martılar ve bulutlar aşkı hatırlatır.
Bence çok klişe oldu bu şiir, nedir bu martıların şiirlerden çektiği, niye albatros diye yazmadım ki sanki? çünkü hayat eskisi gibi mavi değil. Biraz denizi özledim sanırım. Şimdi ne renktir acaba, balık kalmış mıdır ki içinde, eskiden simit alıp fırlatırdım, bir de demli çay, temiz hava…ne güzel günlerdi, her şey geride kaldı anılarla beraber… Neyse çok dalmak istemiyorum, bu berbat karanlık dünyada..Uyanık kalmam gerekiyor,hayatta kalabilmem için sığınağı daha da sağlamlaştırıp, asit yağmurlarına dayanıklı yapmalıyım…e-beki
Gökyüzü mavisini görmeyeli üç yıl oldu. Her yer sisli ve puslu, nükleer kış etkisini yavaş yavaş göstermeye başladı. Dürbünümü elime alıp sessizce etrafı izliyorum. Dünyanın üzerine gölge gibi çöken Dark Lejyonlara ait bir koloniye bağlı metal endüstrisinde çalışan robotlaştırılmış, duyguları neredeyse silinmiş insanlar görüyorum. Elleri kanayan, ayakları zincirli umutsuz varlıklara dönüşmüşler. Çevresi soğuk demir bloklarla ve dikenli keskin tellerle çevrili yüksek güvenlikli bir yere benziyor… Havada biriken duman yoğunluğu ve sis ani esen şiddetli rüzgârlarla kısmen kayboluyor, böylece daha net görmeye başlıyorum. O da neyin nesi.. gaz maskeli askerler ellerinde güçlükle tuttukları zincirli siyah kurt köpekleriyle gidip geliyorlar. Bir araç yaklaşıyor ve duruyor. İçinden siyah parkalı ve kırmızı şapkalı birisi iniyor. Etrafına emirler yağdırıyor gibi görünüyor. Bir koşturma ve hareketlenme başlıyor. Anladığım kadarıyla fabrika civarında robotlaştırarak çalıştırmak istedikleri çok daha fazla insana ihtiyaç var… Hava bulanık turuncu-koyu grimsi renkten git gide kararmaya başlıyor. Sanırım doğuşunu ve batışını göremediğim güneş kaybolmak üzere. Görünmemek için yeraltındaki geçici sığınağa dönüp, saklanarak yakacağım ateşle biraz ısınmam gerekiyor. Karanlık, ürkütücü seslerin olduğu soğuk bir gece daha başlıyor. Sessiz, düşündürücü ve loş ışıklı bir gece daha…e-beki
Gözlerin yıldızlar kadar parlak, ruhun deniz kadar derin, İçimde fırtınalar koparan, kaptanı olmak istediğim gemim. Dalgalar arasında yüzdüğüm bu denizde, Seninle yol almak, hayatın en güzel serüveni.
Rüzgarın melodisi saçlarını okşarken, Kalbim seninle dolup taşar sevgiyle. Gökyüzünde ay yalnız değildir artık, Çünkü seninle parlar her gece.
Kaptanım ol, denizlerdeki en güvenli limanım, Ruhum seninle sakin sulara demir atar. Seninle var olmak, sonsuz bir seyahat, Aşkın kaptanı, hayatın en kıymetli hazinesi. e-beki
Üniversite yılları. Bazen tatlı, bazen zorlu, aşk ve muhabbet dolu yıllar, bazen de sürgündeki esmer çocuklar misali, her adımımda, o şarkının dokunduğu her notada, gençlik ve özlem dolu anılar canlanır gözlerimin önünde. Denizin serin esintisi saçlarımda, o melodinin yankısı ruhumu sarar, geçmişe dönüp özlemle dolu anıları hatırlarım. O günlerdeki masumiyet ve umut dolu anılar, kalbimde bir çığlık gibi yankılanır. Her notada, geçmişe dair bir parça daha kaybolur gider. Şimdi, o günleri geri getiremeyeceğim bilinciyle, içimdeki özlemle yaşamaya devam ediyorum..DesperA